Ana içeriğe atla

4 uzman yorumladı: Trump'ın İsrail politikası

Trump'ın İsrail politikasını ve Filistin sorununda atılacak adımları Şalom gazetesi yazarı Karel Valansi, Filistinli Esirler Derneği Başkanı Ahmed Ebu Salih, Prof. Dr. Alon Ben Meir ve gazeteci İslam Özkan ile konuştuk
ABD seçimlerinden zaferle ayrılan Donald Trump’ın Rusya’ya gönderdiği yumuşama mesajları Suriye krizinin çözümü konusunda umut vaat ederken, Cumhuriyetçi liderin İsrail’e yaklaşımı bölgede mevcut fay hatlarının kırılma riskini beraberinde getirdi. Seçim kampanyasının ilk aylarında İsrail-Filistin meselesinde tarafsız olacağını ilan eden Trump, Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi’nin (AIPAC) düzenlediği zirvede Netanyahu’nun tezlerini en yüksek perdeden onayladı. Ortadoğu uzmanı Karel Valansi, Aydınlık’a yaptığı açıklamada Trump’ın seçilmesini ‘sürpriz’, atacağı adımları ise ‘öngörülemez’ olarak niteledi.
KUDÜS SENARYOLARI
Şalom gazetesi yazarlarından Valansi, Trump zaferinin İran ve Hamas dışında tüm bölgede sevinçle karşılandığını ancak bu durumun değişeceğini savunarak “Bu sevincin çok uzun süreceğini sanmıyorum. Öngörülememe durumu Netanyahu ve Putin’i rahatsız ediyordur” diye konuştu. Açıklamasının devamında Cumhuriyetçi liderin ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma sözünü değerlendiren Valansi, “Trump’ın Amerikan büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma sözünü tutup tutmayacağını, şu an için kestirmek güç. Ancak olası sonuçlarını tartışabiliriz” ifadesinden sonra şunları kaydetti:
“Bu durumda ABD, İsrail Devleti’nin başkentinin Kudüs olduğunu resmi olarak tanımış olur. Kudüs’ün bölünmezliği Amerika’nın kararı ile tescillenir ve Washington, Arap-İsrail sorununda açıkça taraf almış olur. Bu, zaten pek ışığı kalmayan iki devletli çözümün çöpe atılması demek. Kudüs, her ne kadar İsrailliler için ebedi ve bölünmez başkent ise, Doğu Kudüs de Filistinliler için kuracakları Filistin Devleti’nin başkenti. İran tehdidi, İsrail ile başta Suudi Arabistan olmak üzere birçok bölge ülkesini yakınlaştırmıştı. Ancak elçilik taşınması, bölge ülkeleri tarafından göz ardı edilen Filistin sorununu yeniden gündeme getirir ve kurulan hassas ittifaklar bozulabilir. Bu da bölgeye yeni bir şiddet dalgası getirebilir. Ayrıca eklemek gerek ki bunun gerçekleşmesi durumunda Trump İsrail’de kahraman ilan edilir”

BM KARARI VAR’
ABD seçim kampanyalarının vazgeçilmez vaatlerinden biri olan Kudüs meselesini yorumlayan bir başka isim Ahmed Ebu Salih oldu. Filistinli Esirler Derneği Genel Başkanı Salih, Birleşmiş Milletler’in 1948 yılından bu yana çıkardığı 40 karara işaret ederek Kudüs’ün uluslararası koruma altında olduğunu vurguladı.
BM kararlarına rağmen Beyaz Saray yönetiminin böyle bir adım atma olasılığını dışlamadığını dile getiren Salih, gazetemize yaptığı açıklamada ABD’de sistemin iktidar farkı gözetmeksizin İsrail lehine çalıştığını belirtti. Bu kapsamda İsrail’in son günlerde 181 yeni yerleşim yeri kararı aldığını hatırlatan Ebu Salih, ‘Masaya kadar yapılan açıklamalar farklı olur. Ancak masada verilen sözler tutulmaz. ABD şimdiye kadar 158 kararı veto etti” diye konuştu.
TEK UMUDUM DAHA DA KÖTÜLEŞMESİN’
New York Üniversitesi’nden Ortadoğu uzmanı Prof. Alon Ben-Meir de, barış görüşmelerinde ilerleme sağlanmayacağını savundu. ‘Tek ümidim durumun daha da kötüleşmemesi’ diyen Ben-Meir,Trump’ın iki devletli çözüm konusunda İsrail’e baskı yapmayacağını ve Netanyahu’nun yerleşim yeri politikasını onaylayacağını belirtti.
The Jerusalem Post, Times of Israel ve Huffington Post gibi gazetelere yazan Ben-Meir, en iyi ve en kötü durum senaryolarını gazetemiz için şöyle özetledi: “En iyi senaryo Trump’ın iki devletli çözümü desteklemesi, İsrail’in yerleşim politikasını dondurması ve ABD’nin İsrail’in güvenliği sağlamayı garantilemesi. Bunu belki de tüm bölgeye için güvenlik şemsiyesi olarak sağlar. En kötü senaryo ise durumu iki taraf için karmaşıklaştıran ve patlamaya yol açacak Netanyahu politikalarına destek vermek. Sağduyunun galip geleceğini söyleyemem ancak Beyaz Saray’da aklın sesinin duyulmasını ümit ediyorum”
DOĞRUDAN GÖRÜŞME DAHA ÖNCE DENENDİ’
Donald Trump’ın İsrail Komitesi eş başkanlarından Jason Greenblat ve David Friedman’ın kasım ayı başında kaleme aldıkları açıklama İsrail konusunda izlenecek yol haritasının sinyallerini verdi. Aydınlık 17 maddelik bildiride öne çıkan başlıklardan ‘doğrudan görüşme’ konusunu gazeteci İslam Özkan’a sordu. Donald Trump’ın kişisel olarak Birleşmiş Milletler, NAFTA gibi çoklu işbirliği örgütlerine karşı olduğunun altını çizen Özkan, 3. tarafın olmadığı müzakerelerin istenilen sonucu vermeyeceğini “Taraflar üzerinde baskı olmazsa süreç kolay kolay başarıya ulaşmaz” ifadeleriyle dile getirdi.
İslam Özkan geçmişte, Türkiye aracılığıyla Suriye ve İsrail yönetiminin İstanbul’da doğrudan görüştüğünü ancak buradan istenilen sonucun elde edilemediğini hatırlatarak ‘Netice Suriye’nin sabiteleri var. Golan tepelerinden çekilmesini istiyor, İsrail’in de bunun karşılığından taviz istiyor. Suriye taviz vermeye yanaşmadı” diye konuştu. Trump’ın danışmanlarının Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar (BDS) Hareketi’ne dair önlem talebini de yorumlayan Özkan ‘BDS’nin etkili tavrı İsrail’i epey ürküttü. O yüzden böyle davranmaları normal. İsrail tavrını sertleştirebilir. BDS’yi terör örgütü ilan edip, üyelerini sorgusuz sualsiz hapse atabilirler” dedi.

Gökhun Göçmen http://www.aydinlik.com.tr/dunya/2016-kasim/4-uzman-yorumladi-trump-in-israil-politikasi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lolita

Lolita, Hayatımın ışığı, Kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-lee-ta Lolita veya tam adıyla Lolita, Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları , Vladimir Nabokov’un 1955 yılında yayınladığı en bilinen romanı. Yayınlandığı dönemde büyük olay yaratan roman, günümüzde çocuklara yönelik cinsel istismar konusunda duyarlılığın artmasıyla tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Survivor Hayim’in gerçek dünyası - Söyleşi

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri… Survivor maceran nasıl başladı? Katılmak nereden aklına geldi? Arkadaşlarımla uzun süredir Survivor’u takip ediyorduk. Hep katılmak istiyordum ama televizyona çıkmak beni korkutuyordu. Geçen sene iki yakın arkadaşım Dominik’e gittiler. Yarışmacıları

Öyle bir apartman ki Fresko Apartmanı….

Kuzguncuk´ta hayali bir apartman Fresko Apartmanı. Apartman hayali ama karakterler bir o kadar sahici. Birçok farklı öykü, farklı hayat birbirlerine teyellenerek tutturulmuş adeta. Fresko Apartmanı yaralıların bir araya geldiği, Kirkor´un kanatlarının altında huzur bulduğu bir yer. Rum, Müslüman, Yahudi, Karadenizli, Suriyeli, İtalyan, gazeteci, ressam, dansçı, terzi, genç, yaşlı herkes bir arada terasta kurulan ziyafet sofrasında. Büyük bir sırrı barındıran, bir çırpıda okuduğum Fresko Apartmanı´nın yazarı Başak Baysallı ile kitabı ve yeni projelerini konuştuk. Öykünüz Türkiye’yi özellikler de gayrimüslim vatandaşlarını derinden etkileyen bir konu üzerine yoğunlaşıyor; 6-7 Eylül 1955 Olayları. Kitabınızda bu korkunç olayların ismini hiç kullanmadan anlatmayı başarmışsınız. “O iki gün” diyorsunuz mesela. Bu bilinçli bir tercih miydi? Geçmişte yaşanan olaylar, araştırmacılar tarafından çoğunlukla sonradan isimlendiriliyor ve o isimlerle bugüne ulaşıyor. Olayları birebir yaşayanlar için